a16z geçen hafta bir şey yazdı: 2026, "prompt kutusunun ana akım kullanıcı için öldüğü yıl" olarak hatırlanacak.
İlk okuduğumda "evet evet, AI ilerliyor" deyip geçmek istedim. Sonra daha dikkatli okudum.
Söyledikleri şu: Bir sonraki dalga AI ürünlerinde kullanıcı hiçbir şey yazmıyor. Uygulama, davranışını izliyor. Bağlamı anlıyor. Harekete geçiyor. Kullanıcı sadece sonucu onaylıyor ya da reddediyor.
Bu küçük bir UX değişikliği değil. Ürün tasarımının temel sorusunu değiştiriyor.
Birkaç ay önce bir klinik yönetim yazılımı özelliği üzerine tartışıyorduk. Öneri şuydu: Hastanın randevusuna yakın bir gün AI, geçmiş tedavi notlarına bakıp doktora "şunu sormayı düşünebilirsiniz" diye hazır bir liste sunsun.
Aslında değerli bir fikir. Ama nasıl çalışacak diye sorduğumuzda herkes otomatik olarak "doktor bir prompt girer, AI yanıt verir" dedi.
Neden? Çünkü kafamızdaki AI ürün modeli hâlâ buydu: kutucuğa yaz, cevap al.
Oysa asıl soru şu: Neden doktor bir şey yazmak zorunda olsun? Sistem zaten randevuyu biliyor. Hastanın geçmişini biliyor. Saati biliyor. Proaktif davranabilir. Kullanıcı sadece "kullan" ya da "gerek yok" der.
Bu, çok daha iyi bir ürün. Ve prompt kutusu içermez.
Şu an en hızlı büyüyen AI uygulamalarına bakın — Cursor, Lovable, Bolt. Hepsinin ortak özelliği ne?
Kullanıcı bir hedef tarif ediyor. Araç, o hedefe doğru adımları kendi alıyor. Kullanıcı adım adım prompt yazmıyor; çıktıyı yönlendiriyor, düzeltiyor, kabul ediyor ya da reddediyor.
Fark ince ama derin. Birinde kullanıcı her adımı yönetiyor. Diğerinde kullanıcı sonucu yönetiyor.
Bu ayrım, bir PM olarak ne tasarladığını tamamen değiştiriyor.
Eski modelde PM şunu soruyordu: "Kullanıcı ne girmeli? Hangi prompt'u yazacak? Yanıt nasıl gösterilmeli?"
Yeni modelde sorular farklı:
Sistem ne zaman harekete geçmeli? Hangi bağlamı okuyarak? Hangi eşiği geçince kullanıcıya sormadan ilerlemeli, hangisinde mutlaka onay almalı?
Ve en zorlusu: Kullanıcı sistemin neden o kararı aldığını anlayabilmeli mi? Anlamasa bile güvenebilir mi?
Bu sorular, sadece bir "AI özelliği" eklemek değil. Ürünün temel davranış modelini yeniden kurmak demek.
Burada PM'lerin çoğunun kaçırdığı bir şey var.
Prompt kutusunu kaldırmak, kullanıcıya kontrol vermemek anlamına gelmiyor. Tam tersi — kullanıcı kontrolü artıyor ama çalışma şekli değişiyor. Kullanıcı artık her adımı onaylamıyor; sistemin genel davranış kurallarını belirliyor. "Randevudan 24 saat önce beni uyar", "faturaları otomatik oluştur ama göndermeden önce sor", "bunları asla otomatik yapma."
Bu tercihler, yeni prompt'lar. Sadece çok daha az zaman alıyorlar.
Yani aslında şunu tasarlıyoruz: Kullanıcının sisteme bir kez "seni nasıl çalıştırmak istiyorum" dediği bir arayüz. Ve sistem bunu hatırlıyor.
Benim için en zorlayıcı kısmı şu: Bunu ne zaman yapmak gerekmiyor?
Her ürün, her kullanıcı için proaktif AI doğru değil. Bir hasta dosyasına not alıyorsun — orada bir kutu olması gayet makul. Ama bir randevu sistemi, randevuyu bilen ve geçmişi okuyan bir sistem, neden hâlâ kullanıcının "bu hastayı hatırlat bana" yazmasını bekliyor?
İkisi arasındaki farkı görmek, PM'lik işinin artık nereye kaydığını gösteriyor.
Prompt kutusu ölmüyor, yanlış yerde kullanmak öldürüyor.